20. yüzyıl edebiyatının önde gelen modernist yazarlarından “Virginia Woolf“un “Pazartesi Ya Da Salı” isimli öykü koleksiyonu Sia Kitap tarafından yayımlanmıştı. Yazar’ın erken dönem eserlerinden olan “Pazartesi Ya Da Salı” özetine geçmeden önce Virginia Woolf kimdir, eserleri nelerdir kısaca tanıtalım.
Virginia Woolf kimdir
Adeline Virginia Woolf, 25 Ocak 1882 tarihinde Londra’da doğdu. Woolf, 20. yüzyıl edebiyatının önde gelen modernist yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda feminist hareketin önemli figürlerinden biridir.
Woolf’un ebeveynleri İngiltere’nin ünlü ve entelektüel ailelerinden olan Leslie Stephen ve Julia Stephen’dir. Ailesinde, sanat, edebiyat ve kültürel faaliyetlere büyük bir ilgi vardı. Virginia Woolf, özellikle babası ve kardeşleriyle yakın bir ilişki içinde büyüdü. Fakat çocukluğu ve gençliğinde yaşadığı trajediler onun hayatında derin izler bıraktı. Annesinin ve babasının art arda ölümü Woolf’u derin bir depresyona soktu. Depresyonu atlatması uzun zaman aldı. Sonrasında Virginia Woolf, 1905’te Leonard Woolf ile hayatını birleştirdi. Böylelikle, Leonard Virginia’nın yaşamı boyunca destekçisi ve yayımcısı oldu. Çift, Bloomsbury Grubu olarak bilinen entelektüel bir topluluğun parçasıydı. Bu grup, 20. yüzyılın başlarında sanat, edebiyat ve entelektüel düşünceye yön veren birçok önemli figürü bir araya getirdi.
Woolf ilk romanı “The Voyage Out” (Dışa Yolculuk) ile edebi kariyerine başladı. Ancak asıl başarısını “Bayan Dalloway” ve “To the Lighthouse” (Deniz Feneri) isimli eserleriyle elde etti. Virginia Woolf, feminist görüşleriyle de bilinmektedir. “A Room of One’s Own” (Kendine Ait Bir Oda) feminist görüşlerini dile getirdiği eserlerinden biridir. Woolf, kadınların toplumdaki rollerini ve uğradıkları kısıtlamaları sorgulayan bir dizi deneme ve makale de yazmıştır. Woolf’un yaşamının son dönemlerinde zihinsel sağlık sorunları geçirmeye başladı. Depresyon ve ruhsal çalkantılar yaşayan yazar, 28 Mart 1941’de intihar etti.
Virginia Woolf’un eserleri ve düşünceleri, edebiyat ve feminizm üzerinde büyük etkiler bırakmıştır. Onun özgün yazım tarzı ve derin iç analizi, modern edebiyatın önemli kilometre taşlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Virginia Woolf’ un eserleri
- Duvardaki İz
- Gece ve Gündüz
- Pazartesi Ya Da Salı
- Jacob’ın Odası
- Bayan Dalloway
- Bir Okur Olarak
- Deniz Feneri
- Orlando
- Kendine Ait Bir Oda
- Dalgalar
- Bir Köpeğin Romanı Flush
- Yıllar
- Üç Gine
- Perde Arası
- Dışa Yolculuk
- Güvenin Ölümü
Pazartesi Ya Da Salı’ nın özeti
“Pazartesi Ya Da Salı” orjinal ismiyle “Monday or Tuesday,” Virginia Woolf’un 1921 yılında yayımlanan kısa öykü koleksiyonudur. Toplamda sekiz kısa öykü içeren bu koleksiyon, Woolf’un modernist tarzını ve iç dünya keşfini yansıtan öykülerden oluşur. Koleksiyondaki öykülere göz atacak olursak:
Pazartesi Ya Da Salı (Monday or Tuesday)
Koleksiyonun adını taşıyan öyküdür. Woolf’un modernist tarzını en iyi yansıtanlardan biridir. Metaforlar, semboller ve iç monologlar, öykünün zenginliğini oluşturur. Anlatıcı, okuyucuyu zamansız bir yolculuğa çıkarır.
Perili Ev (A Haunted House)
Bu öykü, bir evin içindeki hayaletvari varlıkların hikayesini anlatır. Aşıkların ruhları, evde hala mevcut olan anıları arar. Öykü, aşkın zaman ötesi olduğunu ve ölüm sonrasında da devam ettiğini ima eder.
Toplum (A Society)
Bu öykü, bir grup insanın akşam yemeği için toplanmasını konu alır. Konuklar arasındaki iletişim eksikliği ve iç monologlar, öykünün temel unsurlarını oluşturur. Woolf, karakterlerin düşüncelerine derinlemesine bir bakış sunar.
Duvardaki İz (The Mark on the Wall)
Bu öykü, duvarda bulunan bir lekenin insanda meydana getirdiği düşünceler etrafında yoğunlaşır. Anlatıcı, rastgele gözlemlerle çevresini sorgular, bununla birlikte duvar üzerindeki bu belirsiz izin anlamını keşfetmeye çalışır.
Deniz Feneri (To Lighthouse)
Deniz feneri öyküsü, Woolf’un ünlü romanı “Denizfeneri”nin öncüsüdür. Bir ailenin bir araya geldiği bir anıyı konu alır ve karakterlerin düşüncelerine odaklanır.
Yeni Elbise (The New Dress)
Bu öykü, bir kadının yeni aldığı elbisesinin üzerinden aklından geçirdiği düşünceleri ve iç monologları konu alır. Kadının, elbisesiyle ilgili hissettiği olumsuz duygular, toplumsal beklentiler ve özgüven temasını işler.
Mutluluk (Happiness)
Öykü, bir çocuğun sokakta bulunan bir çamur birikintisinde oynarken kirlenmesini, bununla birlikte hissettiği mutluluğu anlatır. Woolf, bu öyküde basit bir anın içimizde yarattığı sevinci ve bunun önemini vurgular.
Kendi Türünü Seven Adam (The Man Who Loved His Kind)
Bu öykü, bir adamın insanlara karşı duyduğu derin sevgiyi ve onun yaşamını ele alır. Ancak, bu sevgi onu toplumun normlarından uzaklaştırır ve yalnızlığa sürükler.
Woolf’un modernist tarzı, iç monologlar ve karakterlerin düşüncelerine derinlemesine odaklanma, bu öykülerin belirgin özelliklerindendir. Her bir öykü, okuyucuya farklı bir deneyim sunar ve Woolf’un yazım tarzının çeşitliliğini gösterir.
İyi okumalar diliyoruz.